Account
Shop Brands Auctions Fits About Us
Home Contact
Haberler · Designers

Rei Kawakubo'nun Okulu: Comme des Garçons ve Ardından Gelenler

Rei Kawakubo kendi kopyasını yetiştirmedi. Comme des Garçons'un kalıp masasından Junya Watanabe'den Kei Ninomiya'ya, her biri kendi dilini icat etmek zorunda kalan bir kuşak çıktı.

· Reload Archive
Rei Kawakubo

Tokyo, Minami-Aoyama. Atölyenin masaları kâğıt kalıplarla kaplı, makasların sesi dışında kimse konuşmuyor. Masanın başındaki kadının saçları kısa ve küt, üzerinde siyahtan başka bir şey yok. Ekibine verdiği brif bazen tek bir kelime, bazen buruşturulmuş bir kâğıt parçası. Genç kalıpçılar o kelimeyi alıp günlerce kesiyor, söküyor, yeniden dikiyor. Kadın onlara nasıl yapılacağını hiç söylemiyor. Çünkü aradığı şeyi kendisi de henüz görmüş değil.

Rei Kawakubo'nun bütün hayatı tek bir arzunun etrafında döndü: daha önce var olmamış bir şey yapmak. Ama bu arzunun pek konuşulmayan bir sonucu var. Hiç görülmemiş olanı arayan biri, kendi kopyasını yetiştiremez. Onun ihtiyacı olan, kendi dilini icat etmek zorunda kalan insanlardır.

Comme des Garçons'un hikâyesi bu yüzden tek bir kadının hikâyesi değil. Aynı masada makas tutmuş, sonra her biri başka bir yöne yürümüş bir neslin hikâyesi.

Siyahın Paris'e indiği gün

Hikâye bir moda okulunda başlamıyor. Kawakubo Keio Üniversitesi'nde sanat ve edebiyat okudu, sonra bir tekstil firmasının reklam bölümünde çalışmaya başladı. Çekimler için aradığı kıyafetleri hiçbir yerde bulamayınca onları kendisi yapmaya karar verdi. 1969'da kendi etiketini kurdu ve ona bir isim verdi: Comme des Garçons, "erkek çocuklar gibi." Ona biçilen hiçbir role sığmayacağının ilk işareti.

1981'de Yohji Yamamoto ile birlikte Paris'e geldiğinde, şehir parıltıya alışıktı. Podyumlarda geniş omuzlar, belirgin beller, kusursuz bir kadınlık vardı. Kawakubo'nun mankenleri ise makyajsız, yüzleri soluk, üzerlerinde delik deşik, asimetrik, kat kat siyah giysilerle yürüdü. Salonda bir sessizlik oldu, ardından gazeteler konuştu. "Hiroshima chic" dediler, "post-atomik" dediler. Yazılanlar bir eleştiri gibi okunuyordu ama aslında bir korkunun kaydıydı: bir yabancı, güzelliğin kurallarını değiştirmeye gelmişti.

Bir Comme des Garçons defilesinin kulisinde Rei Kawakubo
Bir Comme des Garçons defilesinin kulisi.

O günden sonra Kawakubo, güzelliğin ne olduğu sorusunu her sezon biraz daha derine taşıdı. 1997'de mankenlerin sırtına ve kalçasına dolgular yerleştirdi; beden, elbisenin içinde yeniden çizildi ve koleksiyon "Lumps and Bumps" diye hafızalara kazındı. 2017'de New York'taki Met, yıllık Costume Institute sergisini ona ayırdığında, yaşarken bu onuru alan ikinci tasarımcı oldu. Ama bütün bu yıllar boyunca Paris'in görmediği bir şey de oluyordu: Tokyo'daki atölyede, yeni bir kuşak sessizce makas tutmayı öğreniyordu.

Kapısında tabela olmayan okul

Moda dünyasında genç bir tasarımcının yolu çoğu zaman aynı haritayı izler. Büyük bir evde yıllarca adı anılmadan çalışırsın. Sonra ya kendi markanı kurup her şeyi kaybetme riskine atılırsın, ya da başkasının mirasını yönetmek için bir kreatif direktör koltuğuna oturursun. Comme des Garçons bu haritayı yırtıp attı.

Kawakubo'nun yöntemi bir usta-çırak ilişkisine benziyordu. Yetenekli birini içeride, kalıp masasında büyüttü. Öğrencinin hazır olduğuna kanaat getirdiğinde ona kendi adını taşıyan bir hat verdi. Üretim, dağıtım, para, hepsi CdG'nin çatısı altında kaldı. Genç tasarımcı bağımsız bir markanın bütün özgürlüğüne sahipti; üstelik boşluğa düşme korkusu taşımadan.

Bu okulun müfredatı yoktu, sadece bir ilkesi vardı: kimse Kawakubo'yu taklit etmeyecekti. Brifler bilerek belirsiz kalıyordu, cevaplar asla verilmiyordu. Masadan kalkan her öğrenci, kendi sorusunu bulmak zorundaydı. O yüzden aynı çatının altından çıkan isimler birbirine hiç benzemedi.

Junya Watanabe: ilk öğrenci

1984'te Bunka Fashion College'dan mezun olan genç bir adam, CdG'nin kapısından kalıpçı olarak girdi. Adı Junya Watanabe'ydi ve konuşmaktan çok kesmeyi seviyordu. Üç yıl içinde Tricot hattını yönetir hâle geldi. 1992'de Kawakubo ona okulun ilk diplomasını verdi: "Junya Watanabe Comme des Garçons." Ertesi yıl Paris'teydi.

Kawakubo kumaşa duyguyla yaklaşıyorsa, Junya ona bir mühendisin gözüyle baktı. İmzası; origami gibi katlanan bal peteği yapılar, sökülüp başka bir şeye dönüşen trençkotlar ve denimler oldu. Levi's'tan The North Face'e uzanan iş birlikleri ise bu imzayı sokağa taşıdı. Erkek koleksiyonlarında işçi giysilerini neredeyse arkeolojik bir titizlikle yeniden kazdı. Ustasına benzemiyordu; okulun ilk ve en güçlü kanıtı da tam olarak buydu.

Junya Watanabe
Junya Watanabe.

Chitose Abe: okuldan ayrılan, okulu yanında götüren

Chitose Abe, Junya'nın masasında kalıp çizerek büyüdü. Sonra hayat araya girdi: anne oldu ve okuldan ayrıldı. 1999'da, evinde, elinde yalnızca birkaç örgü parçasıyla sacai'yi kurdu. Fikri basit ve inatçıydı: tanıdık olanı ikiye bölmek. Bir trençkotun arkasından pliseli bir etek fışkırıyor, bir sweatshirt'ün yarısı dantel bir bluza dönüşüyordu.

Abe, CdG çatısının dışına çıkıp kendi başına yürüyen öğrencilerin en parlağı oldu. Ama yapıbozuma duyduğu sevgiyi ve kalıba duyduğu saygıyı yanında götürdü. 2019'da Nike ile yaptığı LDWaffle, mağaza önlerindeki kuyrukları sokak köşelerine kadar uzattı. 2021'de Jean Paul Gaultier, ilk konuk couture koleksiyonu için onu seçti. Atölyede öğrenilen bir dil, sokakta ve haute couture salonlarında aynı akıcılıkla konuşulabiliyordu.

Chitose Abe
Chitose Abe.

Tao Kurihara: kırılganlığı kalıba sokan

Londra'da Central Saint Martins'i bitirip dönen Tao Kurihara, Junya'nın yanında Tricot hattında çalıştı. 2005'te kendi hattını aldı: tao comme des garçons. Dantelden, örgüden, iç çamaşırının kırılganlığından şiirsel bir dünya kurdu. Hat 2011'de sessizce kapandı. Bugün arşiv avcıları o parçaları, kaybolmuş bir mektubu arar gibi arıyor.

Tao Kurihara
Tao Kurihara.

Fumito Ganryu: sokağın teknik hâli

Fumito Ganryu da aynı masadan geldi, ama başka bir yöne baktı. 2008'de CdG çatısı altında başlattığı Ganryu, sokak giyimini teknik kumaşların disipliniyle buluşturdu. 2017'de hattı kapattı ve ertesi yıl kendi adıyla yola çıktı. Böylece okulun bir öğrencisi daha diplomasını kendi eliyle imzalamış oldu.

Fumito Ganryu
Fumito Ganryu.

Kei Ninomiya: iğnesiz siyah

Kei Ninomiya ise Antwerp'teki eğitiminin ardından Tokyo'ya, CdG'nin kalıp masasına geldi. 2012'de noir kei ninomiya doğdu ve adı her şeyi söylüyordu. Neredeyse yalnızca siyahla çalışıyor; dikiş yerine perçinler, zincirler, birbirine kenetlenen modüller kullanıyor. Çiçekleri ve tülü heykele dönüştürüyor. Kawakubo'nun 1981'de Paris'e getirdiği siyah, onun ellerinde hâlâ nefes alıyor.

Kei Ninomiya
Kei Ninomiya.

Okulun bahçesi

2004'te Kawakubo ve eşi Adrian Joffe, Londra'da Dover Street Market'ın kapılarını açtı. Okul artık bir bahçeye de sahipti. CdG ailesinin hatları, dünyanın dört bir yanından genç ve bağımsız isimlerle aynı rafları paylaşmaya başladı. Ginza'dan New York'a uzanan şubeleriyle mağaza, bugün hâlâ yeni bir sesin ilk kez duyulduğu yerlerden biri.

Bugün Japon modasından çıkan deneysel bir isme baktığımızda, çoğu zaman bir yerde Kawakubo'nun gölgesine rastlıyoruz. Bazen doğrudan aynı masada geçmiş yıllar, bazen yalnızca bir tavır: hoş olanı reddetmek, kusuru merkeze koymak, bir kıyafeti cevap değil soru olarak sunmak.

Kawakubo hep daha önce var olmamış bir şey yapmak istedi. Belki de en büyük başarısı bir koleksiyon değil, bu arzuyu kendisinden sonra da yaşatacak insanları yetiştirmek oldu. Her biri, ustasının asla yapmayacağı bir şeyi yaptı. Ve okul tam da böyle mezun verdi.

All stories
Bag ( 0 )